| Ana Sayfa | Lima Ödülleri | Filim Kilim | Derlemeler | Sarkık Libero | Okullar | Foto-Tahlil |
QUENTIN'İN BOKUNDA BONCUK VAR
Atilla Dorsay abimiz kendisi mi söylemişti, bir arkadaşının dediğini mi aktarmıştı, yoksa Angelopoulos'un sözü müydü tam hatırlayamayacağım, ifade şu veya şuna benzer bir şeydi:"Bu Tarantino denen adamın bokunda boncuk mu var kardeşim? Her yaptığı seviliyor."Yazının bundan sonraki bölümü, giriş paragrafında isimleri telaffuz edilen abilerimize bir yanıt, bir gönderme -hâşâ- niteliği taşımamaktadır. Abilerimizin isimleri sadece tırnak içindeki cümleyi hatırlamak için geçmek durumunda olmuştur. Dördüncü filmini, 'Kill Bill: Vol.1'i gittim gördüm. Evet abi, adamın bokunda boncuk var. Adam ne yapsa iyi yapıyor. Adam iyi sinemacı. Önceki filmlerinde de zaten çok şiddet varmış, var abi, ne yapalım? Yani adama iyi sinemacı değil mi diyelim? Bak kardeş, sinema dediğimiz şey son tahlilde bir kamera olayıdır, bir edit meselesidir. Anlatmak istediğin mevzuyu kameranla etkili ve yetkili anlatma hadisesidir. Bu adamlar bu işi yapıyorlar mı, yapıyorlar. Rahmetli Kubrick de böyleydi, Welles de böyleydi, Lynch de böyle. Şimdi Tarantino ne yapmış, dövüş filmi çekmiş. Bunu nasıl çekmiş, muhabbetini nasıl katmış, muhterem bir abimizin dediği gibi 'ayarını nasıl vermiş', sen buna bakacaksın. Şiddete laf edeceksen git Cronenberg'e et. Bilumum deformasyonun içindeki muhabbetsizliğiyle sıkıcı bir Toronto hatırası gibi salondaki büfenin rafından yüzümüze bakmıyor mu? Neyse zemini kaydırmayalım, mevzumuz bu değil. Aslında bu filmle ilgili yazımızı, devamını da görüp öyle derinleştirelim. Şimdi biraz Matrix'e bok atıp yazıyı öyle bitirelim. Aramızda Matrix serisini felsefi mesaj ya da masaj olarak telakki edenler varsa eğer, onlar beri dursun, hesabını sonra görelim. Dövüş filmi olarak mütalaa ettiğimizde -başka türlüsü namümkündür- diyeceğimiz şudur ki, üç Matrix göreceğine bir bölü beş ölçü Kill Bill gör. Sonra Cüneyt Arkın abimizin elini öp ve ilk uçakla git Li Mu Bai'yi bul, onun da elini öp. Dön gel, elini yüzünü iyice yıka, Zion'dan, Neo'dan, kahinden filan bi güzel arın ve otur bir ıhlamur iç.
Hala arınmadıysan ne olur bilir misin? Ben söyleyeyim, Hattori Hanzo'nun o muhteşem kılıcı
döner döner gözüne girer. Demedi deme.
Sıtkı Celal İbrik / 20 Ocak 2004, İstanbul |