| Ana Sayfa | Lima Ödülleri | Filim Kilim | Derlemeler | Sarkık Libero | Okullar | Foto-Tahlil |
Ama genellikle Türk filmleri de hep gerçek hayat öyküleri değil midir?Merhaba Güzin Abla, ben 23 yaşında bir genç kızım. Bundan 7 sene önce biriyle birlikteydim ve çok mutluyduk. Çok iyi biriydi, ne yazık ki kalp spazmı geçirdi ve evlenmesi sakıncalı görüldü. Asıl sorun bu değildi. Yaşım küçük olduğu için annesi beni istemiyor. Sanırım mücadeleden korktum ve ayrıldık. 2 sene önce öldüğünü haber aldım. O zaman hayatımda yeni biri vardi. Bu kişi de çok dürüst bir insan ve yakında sözleneceğiz. Fakat 1 ay kadar önce öldü bildiğim kişi karşıma çıktı. Altüst oldum. O da bunca senedir her köşesi benim resimlerimle dolu bir evde yaşıyormuş. Beni hep takip etmiş. Yaptıklarından çok etkilendim, onu çok sevmiştim. Üstelik beni çok sevdiğini söylüyor ama o kadar düşünceli ki ayrıl da bana gel diyemiyor. Bunu ben de yapamam. Zaten belki onunla mutlu olacağım ama bir insanı mutsuz ederek mi? İkimiz de çaresisiz. Ne olur yardım et Güzin Abla. Rumuz: ÇaresizGerçekten güzel kızım, öykün bir Türk filmi senaryosuna benziyor. Ama genellikle Türk filmleri de hep gerçek hayat öyküleri değil midir? Sonuçta sanırım kendinden oldukça büyük bir adamla çok genç yaşta bir ilişkiye başlamışsın. Şanssızlık bu ya, adamcağız da hastalanınca belki de seninle beraber olmasını istemeyen ailesi sana öldü haberi yollayıp bu işi noktalamayı düşünmüşlerdir. Belki o da hasta olduğu için senin gibi gencecik bir kızın yaşamını etkilemek istememiş olabilir. Bu şekilde senin hayatından çıkıp gitmeyi seçmiştir. Sonuçta ne olduysa olmuş, belki seni uzaktan uzağa izledigi için, ciddi bir ilişkin olduğunu anlar anlamaz yeniden ortaya çıkmıştır. Tam kendine yeni bir yön çizmek üzereyken, tam yeni bir hayata başlamak üzereyken çıkmış karşına. ''Ayrıl, bana gel'' dememesi çok doğal. Ama senin onu yeniden görünce, artık evlenmeye hazırlandığın o genç adamla eskisi gibi olamayacağının bilincinde. Hem o genç adama da yazık değil mi? Duygularını yeni baştan gözden geçirmeli ve şu anı değil, tüm geleceğini düşünmeli, ona göre karar vermelisin kızım. İlk sevgilini gerçek anlamda seviyorsan, ona hayatın boyunca özen göstermeye, onun için fedakarlık etmeye hazırsan, ki bu gerçek anlamda büyük bir sevgi gerektirir, o zaman her şeyi bir kenara bırak sevdiğin erkeğe koş derim. Ama onu bu anlattığım düzeyde sevmiyorsan, ilerde pişman olacaksan, sakın ha onunla evlenmeye kalkışma. Çünkü hem ona hem de kendine zarar vermiş, yazık etmiş olursun. Seninki gerçekten çok zor bir karar. Bunun için çok iyi düşünmelisin. Güzin Abla Editörün notu:1. Kıymetli Güzin Ablacılar, ablamızın hayat görüşüne insanın kandırılması ve mütemadiyen acı çekmesinin dahil olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Hikayelerimizde mutlu anlar ya geçiçi yanılsamalar ya da olmayacak tesadüflerdir. 2. Hikayemizdeki asıl mevzu kavuşamamaktır. Sıkı takipçilerimiz bilir, biz bir hikayede en çok kavuşamamayı severiz. Lakin, söz konusu ve yukarısı hikayemizle birlikte mevzuyu bir ters çevirelim: nedir, kavuşamamak, geride birisini bırakmak bir emniyet sübabıdır. Kavuşamamak, bundan sonra hayatta çıkacak küçük duygusal darberlerde hep aklın oyalanacağı, senaryolaştıracağı bir son ihtimal sığınağıdır; sıkıntının gazını alır. |