| Ana Sayfa | Lima Ödülleri | Filim Kilim | Derlemeler | Sarkık Libero | Okullar | Foto-Tahlil |
Vadim Öyle Ilımlı Ki
I. Anadolu liselerine hazırlana hazırlana bir bilgisayar ekranının karşısına da kurulsa, iplik kokulu atölyelerde overlokun başına da geçse kişi kendiliğini yitirir yitirmiştir. Lakin, artık kendisi diye bir duygusu olmadığından ancak çok büyük diğerlerinin kişiyi bu duruma soktuklarına inanmak ister. Bunlar Yunan tanrıları’dır, aslında başka türlü yazılmış da saklanmış kutsal kitaplardır, uzay tarikatlarıdır, New York Yahudileri ve Pentagon’daki üç kişilik bir ekip veya işte diyelim ki adına ne derse densin bir “konsey”dir.Demek, artık kişi kendiliği ile o kadar yoktur ki masumiyetini ve çareyi olmayan kendisinde değil, hiç bilmeden alet ‘edildiği’ büyük kurgularda arar. Masumiyetini kazandığıyla ikna olur; ama, dermansızlığı seçmiştir, -bunu diyelim. Olup olacak bir kurgu varsa eğer, işte bu kurgudur, dünyanın bu haliyle teklemeden devam etmesini sağlar. Belki de, hatta öyle, en büyük kurgu bir kurgunun olduğu fikrinin bunca inanılır olmasıdır. Söz şu: Kurtlar Vadisi gibi cin fikirli ticari ürünlerde ticaretin kurgusundan daha büyük bir kurgu (hem kahvede hem cafede: komplo) aramak bu dermansızlığın pekişmesidir.
II. Büyük Ortadoğu Projesi zaten davulla zurnayla ilan edilmiş bir strateji idi. Kurtlar Vadisi-Irak filminde görselleştirilen hikaye -bakınız Sam W. Marshall’ın işgalle ilgili söyledikleri ve çarmıhtaki İsa karşısındaki iç çekmeli sahnesi- Amerikan zulmü diye Hristiyanlığı putperest, ilkel, talancı bir dini inanış olarak işgalin esas sorumlusu ilan etme çabasıdır. Filmimiz, Hristiyan radikalizmine, de: putperestlerin zulmüne, tarikat törenleriyle mistikleştirilmiş barışçı İslam dini ‘söylevi’ marifeti ile karşılık vermiş, “Ilımlı İslam” şiarıyla açıkça pazarlanan Büyük Ortadoğu Projesi’ne, -düzünden söyleyelim: Amerikan işgalinin kültürel kodlarıyla, destek vermiştir. Medeniyetler Çatışması, Medeniyetler İttifakı, BOP gibi etiketler, propagandalar aleni aleni söylenmiş söyleniyor; kurgusu işte devamında gelmiştir: kurgu varsa budur, boşlukları ticarete çevirecek ve sonra da tebaa yaratacak bir belirsizlik yaratmak, belirsizliği sürdürmek.. Belirsizlik, böyle diyelim.
III. Kurtlar Vadisi-Irak, ılıman bir vadidir. Putperestlik gizemlerine dalarak, Iraklılar’ın dibine gelip anlattıkları zülmü bile ancak Guardian gazetesinden gördüğü fotoları bienallerde gösterilecekmiş gibi canlandırıp bütün kaybedişlerini hiç hakları olmadan komşularının acılarında arayanların yanağı okşanmış, Amerikan işgali aleyhtarlığı değil, bilakis destekçisi olunmuştur. Demek, ne sınavlardan geçip bir bilgisayar ekranı karşısına ne de 14 yaşında overlokun başına geçince beyinlerin sünger olması putperestlerin komşularına saldırması değilmiş.. Başkalarının acılarında olmayan kendinin masumiyeti kazanılmıyormuş.
IV. Semaver diyor ve tütüyor ki: Kurtlar Vadisi fikrinin sahipleri vizyona değil Berlinale’ye. Kurgunun peşindekiler, öldü denilen ideolojiler neymiş, diye kütüphanelere. Masumiyetlerini haber özetlerinde arayanlar da hamama, ehil bir natıra.
V. Gayri, en azından, “her yakın zulmün küçük hisseli uzak ortağı” olmayacak fikriyat lazım.
Muammer M. Semaver |